06:45

İŞİN NEŞESİ

Yazar:




 Bu gün hayatıma parayı davet etmediğim her yeri yıkıp yaratımını iptal ediyorum.


Ya ''para yok'' fikrinin sizi durdurmasına izin vermeseydiniz?


''Ah biz bunu yapamayız çünkü paramız yok.'' demek yerine  ''Arzu ettiklerimizi ve gerek duyduklarımızı yaratmak için neler gerekirdi?'' diye sormak nasıl olurdu?


Fakir olduklarını bağıra bağıra ilan eden birilerini tanıyor musunuz?

Bir sürü paranız olduğu yargısını alıp kabul etmeye gönüllü müsünüz? Ne kadar çok paranız olduğu ve ne kadar zengin olduğunuz yargılarını alıp kabul etmeye gönüllü olmadığınız her yeri, gerçek, godzilyon kez yıkıp yaratımını iptal eder misiniz?


Nasıl olsa insanlar sizi zaten yargılayacaklar, dolayısıyla neden zengin ve başarılı olduğunuz yargısını yaratmayasınız ki?


Eğer işinizden talep ettiğiniz şeyi istemeye gönüllü olmazsanız, işinizin size sürekli olarak masraf faturası getireceğini görürsünüz. Bu sizin kendinizi işiniz için ne kadar katkı olduğunuzu ve değerli olduğunuzu görmeniz ile ilgilidir.


Parayı şimdi alabilir miyim lütfen?

Parayı şimdi alabilir miyim lütfen?

Parayı şimdi alabilir miyim lütfen?

Parayı şimdi alabilir miyim lütfen?

Parayı şimdi alabilir miyim lütfen?

Parayı şimdi alabilir miyim lütfen?

Parayı şimdi alabilir miyim lütfen?

Parayı şimdi alabilir miyim lütfen?

Parayı şimdi alabilir miyim lütfen?

Parayı şimdi alabilir miyim lütfen?

Parayı şimdi alabilir miyim lütfen?


Bunu on kere tekrarlayın, daha fazla, daha fazla tekrarlayın!


Hayatınızda ve işinizde değişim yapmanın dört unsuru; soru, talep, seçim ve katkıdır. 

Bir soru sorarsınız ve bu da daha büyük olasılıklara kapı açar. Arzu ettiğiniz ve ihtiyaç duyduğunuz şey için talepte bulunursunuz, bu da bir şeyin var olması için gereken oluşturucu enerjiyi yaratır. Ve siz bir seçim yaparsınız. Burada yapmış olduğunuz hiç bir seçimin yerinde sabit olmadığını bilerek 10 saniyelik adımlarla seçersiniz. Bir şey seçersiniz ve daha sonra yeni bir farkındalık edinirsiniz ve yeni bir seçim yaparsınız. Bir seçim yapmak ise size nelerin mümkün olduğunun farkındalığını verir. Bütün bunlar ise bir katkıdır, sizin ve işiniz için var olan olasılıklara katkıda bulunur.


Kendiniz olun ve işinizi genişletin.


Kendiniz olun ve dünyayı değiştirin.


Kendiniz olun ve parayı meydana çıkarın.


Hatırlayın: para neşeyi izler, neşe parayı izlemez.


İşin neşesi sizin için neye benzerdi? 


 


13:00

PARA KAZANMA VE KULLANMA SANATI

Yazar:

 




Para sahibi olabilmenin 3 yolu vardır.

1 Miras yoluyla para sahibi olursunuz.

2 Zengin bir kişiyle evlenirsiniz.

3 Çalışarak kazanırsınız.


Miras; 


Bu yolla zengin olmak bir rastlantı sonucu gerçekleşir. Bu yolla zengin olmanın hüner ve yetenekle bir ilgisi yoktur. Şansınız yardım ederse zengin bir kişi olabilirsiniz.


Evlenme;


Bu da bir şans sonucudur. Bazı durumlarda ise hüner gerekebilir. Bazen de yetenek sonucu olabilir. Hoşa gidecek bir yol olmasına rağmen bazen iğrenilecek bir durum da ortaya çıkabilir.


Çalışma;


Çalışma yoluyla zengin olmanın şans ile bir ilgisi yoktur. Bu yolla zengin olma yalnız hüner sonucu gerçekleşir. Bazen de yetenek ve beceri de ister. Kişiye hoşnutluk veren ve nefse saygı sağlayan yol da budur. Ancak bu biçimde para sahibi olmanın güç olduğu ve birçok güçlüklere göğüs germek gerektiği de unutulmamalıdır. İşte bu sebepten dolayı bir çok insan bu yolu seçmez ve bu yolun üzerindeki dikenlerle uğraşmaktan kaçınır.


Bir adam ne kadar meşgul olursa olsun, çalışmasının sonuçları ile ölçer. Randıman kelimesinin anlamı, az enerji harcayarak daha olumlu sonuçlar elde etmektir. Bir insan tutacağı yolu, kafasında tasarlar ve gündelik işlerden kendini imkan dahilinde sıyırabilirse okumaya ve yaratıcı olmaya zaman bulabilir.


Harcamalarınızın   Hesabını Biliniz


Bir insan harcamalarına karşı dürüst olmalıdır. Çünkü para harcamada da, para biriktirmede de çok ileri gidilebilir.


Her harcamayı gereksiz görerek hepsini kısmaya çalışmak da çok büyük hatadır.


Harcama konusunda en doğru hareket biçimi, gelir getiren harcamaları, gelir getirmeyen harcamalardan ayırmaktır. Bir insan tüm harcamalarını incelediği zaman eline bir siyah ve de kırmızı kalem almalıdır. siyah kalem kar getiren harcamalarını, kırmızı kalemle de kar getirmeyen harcamaların işaretlemelidir.


Parayı;


Mutluluk getirecek, huzuru arttıracak, kişiliği geliştirecek, yoksullara ya da paraya ihtiyacı olanlara yardım etmekte bir araç olarak kabul etmeliyiz.


Cimrilerin hayatlarını öğrenen insanlar iyi kullanılmayan paranın hiçbir işe yaramadığını daha kolay görürler.


  


10:26

Para Mıknatısı

Yazar:




Kendinizi zannettiğiniz kadar zengin ya da fakirsiniz.


Zenginlik 'Bolluk bilinci' dir. Ve fakirlik ise yokluk bilinci. Zenginlik ve fakirliğin her ikisi de ruh halidir.


Ne zaman bir şeyin gerçekleşmesini ya da bir şeyi kendimize çekmeyi istersek, düşüncemizin ya da isteğimizin gücü tarafından yönlendirilen bir enerji ışını açığa çıkar.


Bu yüzden, parayı kendimize çekebilmek için, evrenin servetlerinden bizim de adil bir pay almaya hakkımız olduğuna inanmamız gerekir. Ve gerçekten de hepimiz bu hakka sahibiz.


Evrenden bir şey talep ederken pasif olmayın. Şansın size gülmesini beklemeyin.


Zaten bolluk içinde yaşıyor olduğunuz bilincini kazandığınızda, daha fazla zenginliği kendinize doğru çekeceksiniz.


TALEPLERİNİZİ SINIRLAMAYIN


Öldükten sonra Aziz Peter tarafından cennette gezdirilen bir adamın hikayesi vardır. Dolaşırlarken, Aziz Peter'in ''cennetin hurdalığı'' olarak adlandırdığı bir yere gelirler.


Aziz Peter, ''Burada dünyada yaşayan insanlara cennetten gönderilen ama onların reddettiği tüm hediyeleri bulacaksın'' diye açıklar.


Yeni gelen, ''Ama bu mümkün değil'' der. ''Bunların bazıları çok güzel. Şuradaki duran Cadillac arabaya bak. Bunu  kim reddetmiş olabilir ki?''


''Özellikle o arabayı sorman ilginç'' diye yanıtlar Aziz Peter. ''Aslına bakarsan, o Cadillac'ı reddeden kişi sendin.''


''İmkansız!'' diye karşı çıkar öteki. ''Bu kadar muhteşem bir hediyeyi asla geri çevirmezdim.''


''Ne olursa olsun, o sendin. Cadillac sana teslim edilmek üzere hazır bekliyordu. Ama sen bir araba sahibi olabilmek için her dua edişinde, gözünde küçük bir Volkswagen'i canlandırıyordun.''


İnsanların fikirlerini nasıl gerçeğe dönüştüreceklerini öğreten kitaplardan benim bildiklerimden çoğu, istenilen şeyi, boyutu ve şekline kadar tüm detaylarıyla imgelemenin önemi üzerinde dururlar. 


Bir araba mı istiyorsunuz? 


O zaman hangi modeli istiyorsanız onu, rengini, şeklini gözünüzün önüne getirin; onu garajınıza park etmiş şekilde, hatta belki anahtarını üzerinde hayal edin.


Peki parayı kendinize çekmek istiyor musunuz?

Üstlendiğiniz işlerde başarılı olmak istiyor musunuz?

Öyleyse istediğinizin ne olduğu konusunu kafanızda açıklığa kavuşturun. Kafanızda, kalbinizde, hayatınızdaki tüm yönlerde berrak olun.


İnstagram dan takip etmek isterseniz:

Alev_krc



19:16

Mor İnek

Yazar:

 



Mor İnek: Farklılaşarak İşinizi Dönüştürün


Bir inek tarlasına bakarsanız, tahmin edin ne göreceksiniz?

Muhtemelen, manzaraya siyah ve beyaz hakim olacak, eğer şanslıysanız belki birkaç kahverengi leke atılmış olacak. ama muhtemelen bunların hiçbiri gerçekten dikkatinizi çekmeyecek.


Ama şimdi, her şeye rağmen tarlada bir Mor İnek gördüğünüzü hayal edin! Dikkat çekeceğinizi söylemek mümkün, çünkü Mor İnek gerçekten olağanüstü bir şey bulunmuyor.


Orada tüm işletme sahipleri için bir ders var: Ürünleriniz geleneksel siyah beyaz ve hatta kahverengi inekler gibiyse, kimsenin dikkatini çekmeyi umamazsınız. Bunun yerine olağanüstü bir şey yaratmanız gerekiyor.


Mor İnek Seth Godin’in Mor İnek kitabının bu özetinde, şunları keşfedeceksiniz:


• Müşterilerinizin neden en iyi pazarlamacılarınız olduğu;


• Eğik Pisa Kulesi neden Pantheon’dan 100 kat daha fazla ziyaretçi çekiyor;


• Neden alay konusu olmak iyi bir şey olabilir.


Anahtar Fikir #1:


Reklam çok fazla olduğu için gücünü kaybediyor.

Pazarlama dinamiklerinde muazzam bir değişimin sürmekte olduğunu fark etmiş olabilirsiniz.


Geçmişte, televizyonu açarsanız veya bir gazete okursanız, muhtemelen yalnızca birkaç ürünün reklamını görürdünüz. Bu nadirlik, bu ürünlerin otomatik olarak güvenilir görünmesini sağladı.


Ancak bugün, sayısız ürünün sayısız şekilde reklamı yapılıyor, bu nedenle tüketici reklamlarla boğulmuş durumda. Bu, tüketicinin dikkatini çekmeyi neredeyse imkansız hale getirdi.


Bunun nedeni, insanların etraflarındaki tüm reklamları tanımak ve bunlara odaklanmak için çok meşgul olmalarıdır. Bunun açıklayıcı bir anekdotu yazar tarafından verilmiştir: Bir keresinde güzel bir otelde,

bir gazete okuyan çevresindeki birkaç kişiden, gazetede tam sayfa ilanları olan iki şirketin ismini vermelerini istemiştir. Kimse iki tanesini bile hatırlayamadı.


Bu kayıtsızlık, tüketicilerin ihtiyaçlarını tam olarak karşılamadığı sürece pazarlamayı görmezden gelmelerinden kaynaklanmaktadır. Sonuçta, yeni bir arabaya ihtiyacınız olmadıkça, araba reklamlarını gerçekten dikkate almazsınız.


Bu aynı zamanda kitle iletişim araçlarında geleneksel reklamcılığın daha az etkili hale geldiği anlamına gelir.


Diyelim ki şirketiniz bir televizyon reklamı satın alıyor. Bir yığın insan bunu görecek, evet, ancak bu kitlenin yalnızca bir kısmı ürününüzü gerçekten istiyor. Ve bu insanların sadece bir kısmı reklamınıza gerçekten dikkat etmeye istekli. Son olarak, bu son alt kümenin yalnızca bir kısmı ürününüzü gerçekten satın almaya isteklidir.


Yeni bir ağrı kesici ilaç markası piyasaya sürdüğünüzü ve bunların reklamını yapmak istediğinizi hayal edin. Sorun şu ki, halihazırda çok sayıda ağrı kesici markası mevcut. Bu, üç engeli aşmanız gerektiği anlamına gelir:


İlk olarak, ağrı kesici isteyen tüketicileri bulmanız gerekir. İkincisi, bu gruptan mevcut seçeneklerden memnun olmayan müşterileri bulmanız gerekiyor. Son olarak, söylediklerinizi gerçekten dinleyecek ve ürününüzü satın alacak kişileri bulmanız gerekiyor.


Bu trendler, hedef müşterilerinize gerçekten ulaşmayı ve ürünlerinizi pazarlamayı giderek daha zor hale getiriyor.


Mor İnek: Farklılaşarak İşinizi Dönüştürün

Anahtar Fikir #2: 

Ürününüzü veya hizmetinizi modern dünyada öne çıkarmak için dikkat çekici olması gerekir. 

 Reklamcılığın tarihine baktığımızda, üç farklı dönemi ayırt edebiliriz: 

reklam öncesi, sırası ve sonrası. 

Her birine daha yakından bakalım. Reklam Öncesi: Tüketicilerin sorunlarını çözen ürün ve hizmetleri ağızdan ağıza birbirlerine tavsiye ettikleri en eski reklam biçimidir. 

Örneğin, insanlar pazar meydanındaki en iyi sebze satıcısından bahsetmiş ve giderek daha fazla müşteriyi standına çekmiş olabilir.. 

Reklam Sırasında: 

Bu çağda reklam sihir gibi çalıştı; Ne kadar çok reklam yaparsanız, satışlarınız o kadar artar. Şirketler, satışları ve karları artırmak için reklam satın alabilir ve bu da daha sonra erdemli bir döngüde daha fazla reklama harcanabilir.

Reklamdan Sonra: Bu, bugün kendimizi içinde bulduğumuz çağdır.

Kulaktan kulağa tanıtıma geri döndük. Ancak bu günlerde Twitter ve Facebook gibi sosyal ağlar, harika ürün ve hizmetlerin sözlerinin çok hızlı yayılabileceği anlamına geliyor.

Anahtar Fikir #3:

Bugün risk almak, risklerden tamamen kaçınmaktan

daha güvenli bir stratejidir.


Bu yeni çağda, ürünlerde o kadar çok seçenek var ki, müşterinin ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyor – gerçekten dikkat çekmek için dikkat çekici olmanız gerekiyor .


Ürün veya hizmetinizin pazarda öne çıkması ve hemen fark edilmesi için, onu farklı ve göz alıcı bir Mor İnek yapmanız gerekir. Bu pazarlamaya dikkat çekici pazarlama denir .


Mor İnek’e harika bir örnek, yeni Volkswagen Beetle’dır. Orijinal Beetle on beş yıldan fazla bir süredir popüler ve kârlıydı, bu nedenle yeniden piyasaya sürülmesi zor oldu.


Yine de büyük bir başarı olduğu ortaya çıktı çünkü kendine özgü şekli ve çekici renkleri onu sokaktaki diğer arabalardan farklı kıldı. Ayrıca, harika incelemeler ve kulaktan kulağa, ününü daha da yaydı.


Hiç şüphe yok ki, çok sayıda dikkate değer ürün ve hizmet gördünüz, bu nedenle bunu başarmanın birçok farklı potansiyel yolu olduğunu biliyorsunuz.

Yine de çoğu şirket, yeni bir şeyler denemekten korktukları için dikkat çekici olmak için fikirleri keşfetme konusunda isteksizdir.


Başarılı olmak için bu korkunun üstesinden gelmelisiniz, çünkü modern pazarda sıkıcı ürünlere yer yoktur. Kalabalık bir pazar yerinde öne çıkmamak, görünmez olmakla eşdeğerdir.


Buick’i düşünün: 

Üreticinin açıkça tasarım konusunda herhangi bir

risk almamayı seçtiği, her zaman sıkıcı bir araba olmuştur. Sonuç olarak, hiçbir zaman özellikle iyi satmadı.


Alanınız ne olursa olsun öne çıkmanın önemini göstermek için Andrew Weil örneğini düşünün. Çoğu öğrencinin hedefinin en iyi doktor olmak olduğu Harvard Tıp Okulu’na gitti. Ancak Weil, akranlarından

farklı bir yol seçti: geleneksel ve alternatif tıbbı birleştirerek tıp kurumuna meydan okudu - tıp kurumu tarafından genellikle itibarsızlaştırılan bir alan. Cesur seçim meyvesini verdi ve klinikleri, yazıları ve

sunumları aracılığıyla yüz binlerce insana yardım etti.


İşletmeler için bir başka popüler – ancak zayıf – strateji “lideri takip et”; alandaki liderlerin eylemlerini taklit etmek. Ancak bu strateji sizi asla kendiniz bir lider yapmaz.


Bunun nedeni, liderlerin başarılarını büyük olasılıkla risk alarak ve istisnai bir şey yaratarak elde etmeleridir. Bunu sadece taklit ederseniz, dikkat çekici olamazsınız.


Bu stratejiyi seçen şirketler uzun vadede kaçınılmaz olarak başarısız olurlar, çünkü pazarları er ya da geç değişmeye mahkûmdur ve bu aşamada yeni şeyler deneme konusunda herhangi bir deneyime sahip olmayacakları için tuzağa düşeceklerdir.

Müzik endüstrisini bir düşünün: Uzun bir süre plak şirketleri birbirini taklit etti, benzer etiketleme, paketleme vb. ile neredeyse aynı ürünler üretti. 

Ancak teknolojik ortam değiştiğinde, örneğin çevrimiçi müzik mağazaları ortaya çıktığında, plak şirketleri şirketler değişimle başa çıkma konusunda hiçbir deneyimleri olmadığı için kendilerini kapana

kısılmış hissettiler.


Anahtar Fikir #4:


Hem yeni bir şeyler denemek hem de haberi yaymak

isteyen müşterilere odaklanın.

Artık dikkat çekici bir ürüne ihtiyacınız olduğunu biliyorsunuz.

 Ama bir kez sahip olduğunuzda, bunu dünyaya nasıl anlatırsınız?


Temel olarak, doğru yöntemi bulmak için öncelikle bir ürünü muhtemelen kullanacak beş grup insan olduğunu bilmelisiniz.


İlk olarak, yenilikçiler var: yeni şeyler denemeye ve en son teknolojiye sahip olmaya hevesli insanlar.


Ardından, erken benimseyenler var. Sağlayabilecekleri her türlü avantajı istedikleri için yeni ürünlerle ilgileniyorlar.

Sonra, erken ve geç çoğunluk vardır. Bu insanlar, kanıtlanmış ürünleri benimseyen pragmatistlerdir çünkü başkaları da bunları kullanıyor. Bu gruplar müşteri tabanının çoğunluğunu oluşturmaktadır.


Son olarak, yeni bir şeyi benimseme konusunda isteksiz olan ve bunu ancak kesinlikle mecbur kaldıklarında yapacak olan geride kalanlar var.


Geleneksel pazarlama bilgeliği, en büyük segmenti oluşturdukları için önce erken ve geç çoğunlukları hedeflemeniz gerektiğini önerir. Ama aslında bu bir hatadır, çünkü bu insanlar yeni ürünleri yaygın olarak

kullanılmadan benimsemeye isteksizdirler.


Bunun yerine, erken benimseyenleri hedeflemelisiniz; yeni ürünler keşfetmeleri muhtemeldir ve daha da önemlisi, ürünler etrafında vızıltı yaratabilirler.

Bu, ürününüzü erken benimseyenlerin ilgisini çekecek ve kelimeyi yaymalarına yardımcı olacak şekilde tasarlamanız gerektiği anlamına gelir.


Örnek olarak, dijital kameraları düşünün: geleneksel film kameralarından daha kullanışlı ve daha ucuzdurlar. Peki bunları nasıl pazarlayacaksınız?


İlk olarak, pazarlamanızı teknoloji meraklılarına ve profesyonel fotoğrafçılara hedeflemelisiniz, çünkü onlar erken benimseyen segmenti oluşturuyor. Bu, ürününüzün faydalarını takdir edecekleri ve başkalarını da onu kullanmaya ikna edecekleri anlamına gelir. Size diğer segmentlerden müşteri kazanabilirler.


İnsanları ürününüz hakkındaki sözleri yaymaya nasıl teşvik edebileceğinizi anlamak için kendinize “İnsanlar ürününüzü başkalarına ne kadar zahmetsizce tavsiye edebilir?” gibi sorular sorun. ve “Hedef grubunuz beğendikleri ürünler hakkında konuşuyor mu?”


Anahtar Fikir #5:

Pazarlama, sadece üretildikten sonra satmakla değil,

onu icat etmekle ilgilidir.

Kendinize sorun: 

Sizce “pazarlama” gerçekten ne içeriyor?

Geleneksel olarak pazarlamanın, üretildikten sonra ürün ve hizmetlerin değerini iletmekle ilgili olduğu düşünülmüştür. Ama aslında, bu sadece reklam. Pazarlama çok daha fazlasını içerir.


Pazarlama konusunda aslında icat ürünü. 

Başarılı ürünler, ürünün tasarımı, üretimi, fiyatlandırması ve satışı gibi her yönü, pazarlama düşüncelerinden etkilenecek şekilde, yani ürünün

insanlar hakkında konuşacak şekilde nasıl yapılacağı anlamına gelecek şekilde ilk günden inşa edilmiştir.


Örneğin, JetBlue havayolunun CEO’su, Pazarlama Müdüründen en başından itibaren ürün tasarımına ve çalışan eğitimine dahil olmasını istedi.


Dahası, pazarlama, sizi rakiplerinizden farklı kılacak bir rekabet avantajı – bir avantaj – bulmak anlamına gelir.


Avantajınızı keşfetmek için, kendinizin ve rakiplerinizin ürünlerinin fiyatlandırma ve promosyon gibi açılardan farklılık gösterdiği yerleri dikkatlice karşılaştırarak çeşitli ürünleri denemelisiniz.


Pazarlamanın kalbi gerçek ürününüzde yattığından, ürününüzün arkasındaki ana mesajı ileten basit ve kolay bir slogan bulmalısınız.


Örneğin, Pisa Kulesi’ni düşünün. Ana mesajını yaymak çok kolay ve basit olduğu için dünyaca ünlü bir turistik cazibe merkezi: eğik bir kule.


Bu onun “sloganı”.


Bu arada, Roma’daki Pantheon, güzel ve tarihsel olarak daha önemli olmasına rağmen, böyle bir slogandan yoksundur ve bu nedenle, Eğik Pisa Kulesi’nin aldığı yıllık ziyaretçilerin yalnızca yüzde birini alır.


Harika bir sloganın bir başka örneği, sözsüz olmasına rağmen, Tiffany&Co. mücevherlerinin girdiği imza mavi kutudur. Bir zarafet ve kalite mesajı yayar ve birileri bunu hediye olarak verdiği her zaman,

onlar da her şeyi yayarlar. marka hakkında kelime.


Anahtar Fikir #6:


Sorunlarına çözüm arayan insanlara pazarlama yapın ve

bu pazarlamanın etkinliğini ölçün.


Hiç şüphesiz tahmin ettiğiniz gibi, bugün reklamların çoğu etkisizdir: onları gören insanlar ya ürünle ilgilenmiyorlar ya da yeni ürünlere açık ve istekli olan erken benimseyen segmentin bir parçası değiller. 

onlar hakkında kelime yaymak

Öyleyse şunu sorabilirsiniz: 

İşe yarayan reklamlarda bu kadar özel olan nedir? 

Ve seninkinin yapıp yapmadığını nasıl anlarsın?


Anahtar, reklamlarınızı etkili bir şekilde hedeflemektir.

Bunun nedeni, daha önceki pazarlamacılar kime ulaşmak istediklerini seçebilirken, bugünlerde reklamların bolluğu, müşterilerin sizi dinlemeyi seçmesi gerektiği anlamına geliyor .


Bu, reklamınızın, sorunlarına bir çözüm - sizin çözümünüz - arayan

insanları hedeflemesi gerektiği anlamına gelir ve bu, reklamınızı aradıkları bir yere koyarak elde edilir.

Örneğin, Google Ads bu açıdan iyi çalışır çünkü insanlar aradıklarını yansıtan arama terimleri yazarlar ve reklamlar, ifade ettikleri sorun ne olursa olsun bir çözüm sunacak şekilde seçilir.


Ürününüzün reklamını hangi yolla yaparsanız yapın, yine de pazarlamanızın etkinliğini ölçmeniz gerekecektir.


Eylemlerinizi optimize edebilmeniz için neyin işe yarayıp neyin yaramadığını öğrenmenin tek yolu budur.


Örneğin, giyim perakendecisi Zara, ürünlerinin mağazalarda ve dünyada nasıl karşılandığını yakından takip ediyor ve kıyafet seçimini her üç veya dört haftada bir buna göre ayarlıyor.

Unutmayın, yalnızca ölçebildiğiniz şeyi geliştirebilirsiniz, bu nedenle bir eylemin etkinliğini düşünmenin yanı sıra, onu ölçmenin size ne kadara mal olacağını da her zaman düşünmelisiniz.


Anahtar Fikir #7:


Birçok şirket, dikkat çekici olmanın getireceği eleştiri,

alay ve değişimden korkar.


Birçok şirket, korktukları için dikkat çekici olmayı zor buluyor. Korktukları şeylerden bazılarını inceleyelim:

İlk olarak, eleştiriden korkarlar - dikkat çekici olmak, eleştiriyi çekmek demektir, çünkü kalabalığın arasından sıyrılacaksınız.


Örneğin, yeni CTS Cadillac, çok satmasına ve satın alanların onu sevmesine rağmen, çirkin olduğu için geniş çapta eleştirildi. İstisnai bir şey yaratmak sadece eleştiriyi cezbeder – bu kaçınılmazdır!


Ancak eleştiri başarısızlık anlamına gelmez. Aslında, herhangi bir eleştiri almıyorsanız endişelenmelisiniz, çünkü bu, güvenli oynadığınız anlamına gelir ve daha önce de belirtildiği gibi, bu başarısızlığa giden bir

yoldur.


İkincisi, birçok şirket, çok cesur olduklarında istemeden saldırgan olmaktan veya gülünç görünmekten de korkarlar.


Gerçekten de, farklı olmak insanların sizinle dalga geçmesine neden olabilir. Ancak birisi ürününüzle alay etse bile, alay konusu kişinin kendisi meşhur olabilir, böylece ürününüzün sözünü daha da yayar.


Ancak saldırgan veya rezil olmak, yalnızca ara sıra işe yaradığı için bilerek çabalamanız gereken bir şey değildir. Daha da kötüsü, sizin istediğinizi değil, olumsuz ağızdan ağza iletişim yaratacak bir skandal

yaratabilir.

Son olarak, belki de çoğu büyük şirketin Mor İnekler yaratma konusundaki en büyük korkusu, mevcut altyapılarını, örneğin fabrikalarını kökten değiştirmelerini gerektirmesidir.


Sonuçta, sizi dikkat çekici yapan şeyin ne olacağını anladıktan sonra, bunu başarmak için ne gerekiyorsa yapmanız gerekecek ve bu genellikle büyük değişiklikler anlamına gelir.


Bu korkunun üstesinden gelmenin en iyi örneği, elektronik perakendecisi Best Buy’ın CEO’su Brad Anderson’da görülebilir. Anderson, şirketini rakiplerinden farklı kılmak için şirketin satmak istediklerini değil, müşterilerin satın almak istediklerini satarak şirketin çalışma şeklini tamamen değiştirdi. Bu paradigma kayması, şirketin daha önce yoğun bir şekilde yatırım yaptığı altyapıda büyük değişikliklere neden oldu.

Mor İnek: Farklılaşarak İşinizi Dönüştürün


                                Mor İnek


                          Kitabının Özeti


                   Bu kitaptaki temel mesaj:


Günümüzün kalabalık pazarında artık “sıradan” ürün veya hizmetlere yer yok; ya olağanüstüsündür ya da ölürsün. 

Dikkat çekici olmak için, cesurca risk almanız ve eleştiri hakkında endişelenmemeniz gerekir.


Ardından, dikkat çekici ürün veya hizmetinizin kelimesini yaymaya başladığınızda, hem yeni şeyler denemeye istekli hem de bunu başkalarına yaymaya istekli insanları hedeflemeniz gerekir.


Uygulanabilir tavsiye:


Şirketinizin sektör liderinin gerisinde kaldığını fark ederseniz, yaptıklarını taklit etme dürtüsüne karşı koyun.


Bunun yerine, bir kalem ve kağıt alın ve liderle aranızdaki boşluğu nasıl kapatabileceğinizin bir listesini yapın, ancak yalnızca liderden farklı bir şey yaptığınız öğeleri ekleyin .


Bir ürün tasarımcısıysanız, pazarlama kursuna katılın. Ben Bir pazarlamacıysanız f, ürün tasarımı bir ders almak.


Her iki durumda da ürünün nasıl yapıldığını anlamak için fabrikada vakit geçirin. Mor İnekler yaratmak, ürünü pazarlama perspektifini zaten göz önünde bulundurarak icat etmenizi gerektirir.


Daha fazla okuma önerisi: 

İzinli Pazarlama, Seth Godin İzinli Pazarlama, modern pazarlamacıların dijital çağda karşılaştığı çatışmalar ve zorluklarla yüzleşir ve uygun bir alternatif sunar.


 Reklam ortamının nasıl dolduğunu ve bunun geleneksel reklamcılığı nasıl etkisiz hale getirdiğini açıklıyor. Yazar, akıllı pazarlamacıların artık tüketicilerin sözünü kesmediğini, onları gönüllü olarak zaman ayırmaya

ve pazarlama sürecinde aktif katılımcılar olmaya davet ettiğini öne sürüyor.




18:35

İknanın Psikolojisi

Yazar:



 İknanın Psikolojisi düşünmeden verdiğimiz kararların altında yatan nedenlere ışık tutuyor ve aynı zamanda kişiler üzerinde uygulanan manipülasyon yöntemlerini anlatıyor. 


                        “6 YOL”


1. “İknanın psikolojisi”nin 6 Yolu;


İnsan beyni gün içerisinde karşılaştığı karmaşık problemleri yorulmadan çözebilmek için bazı kısa yollar keşfetmiştir. Bu kısayollar karar almamızda bizi etkileyen faktörleri oluşturur. Kişiler, markalar ve kurumlar bu kısa yolları manipüle etmekte oldukça

başarılıdır.


Hızlıca iknanın 6 Yolu;


a. Karşılıkta bulunmak: Hediye ver, sonra karşıdakini borçlu hissettir.


b. Bağlılık ve tutarlılık: Daha önceden verdiğimiz kararlara uygun davranmak isteriz ve inanırız.


c. Toplumsal Kanıt: Belirsiz konularda toplumdan farklı düşünmekten kaçınırız.


d. Sevgi: Sevgi manipüle edicidir ve mantıklı olmayan kararlar almamızı sağlar.


e. Otorite: Otoriteye her zaman saygı duyulur. Semboller üzerinden ilerler.


f. Azlık İlkesi: Az olan kıymetlidir.


2. Hep Nedenini Ararız:


İnsan davranışının bilinen bir ilkesine göre birisinden bize iyilik yapmasını istediğimizde bir sebep sunarsak başarılı olma şansımız daha yüksektir. İnsanlar yaptıklarının bir sebebi olmasını isterler.


3. Fiyatlandırma Algısı:


Pek çok araştırma insanların malzemenin kalitesinden emin olmadıklarında stereotip ilkesine başvurduklarını göstermiştir.

Daha iyi mal almak isteyen kişi düşük fiyata tenezzül etmemiştir.

Pahalı = iyi/ ucuz = kötü kuralı geçerlidir. Dilimizde ucuz kelimesi aynı zamanda bayağı anlamında da kullanılmaktadır.


                              Zıtlık


4. Zıtlık İlkesi:


Eğer 2. madde 1.’den biraz farklı ise biz onu olduğundan çok daha farklı görürüz. Eğer partide çekici biriyle konuşursak ve daha sonra daha az çekici biri bize katılırsa 2. kişi bize olduğundan daha az çekici gelecektir.

Ör: Giyim mağazaları satış elemanlarına önce en pahalı olanı satmalarını söyler. “Whitney Hubin ve Murphy’ye göre ” Bir takım alma amacı ile mağazaya giren bir adam, takımı aldıktan sonra aksesuarlar almak için neredeyse daha fazla para harcayacaktır.


5. Karşılıkta Bulunma Kuralı:


Bu kural, bir başkasının bize verdiğini bir şekilde geri ödemeliyiz, demektedir.

Kültürel antropologlar bu “borçluluk ağı”nı, bireyleri yüksek verimli birimler şeklinde bağlayan dayanışmanın yardılışını, eşya ve farklı hizmetlerin değişik formlarının değiş tokuşunu ve iş dağılımını mümkün kılan eşsiz bir adaptasyın mekanizması olarak görmektedirler.

Ör: Süpermarketlerdeki bedava numuneler. Burada müşterilere verilen az miktarda ürünler, tüketiciler ürünü sevmemiş olsa bile satın aldırabilir.

Ör: Amway ürünlerini satan satıcılar, ürünlerinin müşterinin evinde deneme amaçlı 72 saate kadar kalabileceğini söyler. Böyle bir taviz karşısında, ürünlerin satın alımı artar.


İknanın Psikolojisi – Bağlılık & Tutarlılık


6. İtaat Nasıl Oluşur?


Şaşırma, itaat oluşturan etkili bir faktördür. Bir talep karşısında şaşıran kişiler çoğunlukla itaat edeceklerdir. Sosyal psikologlar Stanley Milgram ve John Sabini (1975) NYC metrosunda insanların, diğer yolculara birinin yerine oturmayı istediklerini söyleyerek yerlerini istediklerini ima edenlere oranla onları “Afedersiniz. Yerinize oturabilir miyim?” diyerek şaşırtan kişilere yerlerini vermeye daha meyilli olduklarını söylemiştir.


7. Tutarlılık Davranışlarımızı Nasıl Etkiler?


Çoğu zaman hepimiz, düşüncelerimizi ve fikirlerimizi, yaptığımız veya karar verdiğimiz konularda tutarlı görebilmek için kendimizi kandırırız.


8. Bağlılığın Başlangıcı:


İnsanlara ilk önce çok büyük şeyler teklif etmek yerine, yapabilecekleri ya da çok da önemli olmayan küçük şeyler ile ilişkiyi başlatmak sonrasında daha büyük şeyleri istemenin yolunu açacaktır. Tersinden düşünürsek küçük tavizler vermenin ardından

daha büyük tavizler verilmesine yol açması gibi. Ör: Elini veren, kolunu kaptırır.

Ör: Bir müşteriyi bir markaya alıştırmak için çok büyük bir karar almasından önce, o markadan deneyebileceği daha küçük tutarlı ürünleri göstermek mantıklıdır. Giriş ürünleri olarak görülebilecek bu ürünler yavaş yavaş müşteri marka bağlılığını artıracak ve daha büyük hacimli alışveriş yapmalarını sağlamanın ilk

adımını oluşturacaktır.

Ör: Kahve Dünyası – Çikolata


                  Hafıza


9. Oyuncak Firmaları Şubatta Nasıl Satış Yapar?


Problem: Oyuncak firmaları herkes hediyelerini Noel zamanında aldığı için Şubat aylarında satışları çok düşer. Bunu engellemenin yollarını bulmaya çalışırlar.

Noel zamanı çocuklar babalarından belirli bir oyuncağı almalarını ister. Oyuncak firmaları ise o oyuncaktan Noel zamanı sınırlı sayıda piyasaya sürer. Çocuğuna söz veren baba o oyuncağı ikame etmek için Noel’i başka bir oyuncakla geçiştirir. Fakat çocuğun hafızasında kalan o oyuncak, belli bir zaman (şubat) geçtikten sonra stoklarda tekrar yerini alır ve baba da çocuğuna vermiş olduğu sözü tutmuş olur. Böylece firma Şubat’ta satışlarını devam ettirmiş olur.


10. İşaretli Yeri Neden İmzalatıyorlar?


Dilekçe imzalamanızı isteyen grupların topladıkları imzalarla neler yaptıklarını hiç merak ettiniz mi? Genelde bir şey yapmıyorlar, çoğunlukla dilekçenin amacı imzalayan kişilerin grubun pozisyonu ile bağlılık kurmaları dolayısıyla da konuyla ilişkili olanların gelecekte istenecek adımları atmaya daha meyilli olmalarını sağlamalarıdır.


                            Yöntem


11. Beyin Yıkama Metodları:


Çinliler esir Amerikan askerlerini kendi taraflarına çekmek konusunda oldukça başarılı bir yöntem bulmuştu. Bu yöntem;

Amerikan askerlerinin komünizm yanlısı soruları ve cevapları yazmalarıydı. Eğer gönüllü olarak bu tarzda yazılar yazmayı kabul etmezlerse, diğerlerinin defterlerinden kopyalamaları isteniyordu.

Çünkü bağlılık yaratmada yazılı beyanların büyük avantajı vardır. İlki, bir hareketin yapıldığının fiziksel kanıtıdır. Kendi el yazısı ile kişisel imajı ve inançlarının yaptıkları ile tutarlı olmasını sağlayan, geri döndürülemez, belgelenmiş bir hareket oluşturur.

İkincisi, yazılı bir ifade başkalarını ikna etmek amacıyla da kullanılabilir.


12. İltifat ve Bağlılık:


Usta politikacılar, bağlılık etkilerini uzun zamandır lehlerine kullanmaktadır. Eski Mısır başkanı Enver Sedat, müzakerelerden önce karşı tarafa, ülkelerinin insanlarının işbirlikçi ve adil olmaları ile bilindiğini belirtirdi. Bu çeşit bir iltifat sadece olumlu duygular oluşturmakta kalmaz aynı zamanda karşı tarafın kimliğini amaçları ile birleştirmiş olmaktadır.

Aktif taahhüt yapıldıktan sonra kişisel imaj her iki taraftan tutarlılık baskısı ile sıkıştırılmaktadır. İçten, kişisel imajı harekete uygun hale getirme baskısı vardır. Dıştan ise başkalarının bizi gördükleri şekilde ayarlamak.


13. Ekstra Çaba ve Bağlılık:


Amaca ulaşmak için gösterilen çaba, ulaştıktan sonraki bağlılıkta oldukça etkilidir.

Kabile kabul törenleri bunun açık örneğidir. Afrika’nın güneyindeki Thonga kabilesinin, erkek çocukların gerçek erkek olduklarını kanıtlamaları gereken bir kabul aşaması vardır. Bu tören 6 aşamada gerçekleşir; Dayak, soğuğa maruz kalma, susuzluk, tatsız yemekler yeme, ceza ve ölüm tehdidi.

Bunun sebebi “bir şeyi elde etmek için çok çaba sarfeden ve acı çeken kişiler elde ettikleri şeye çok az çaba sarf eden kişilerden daha fazla değer verirler.”

Markalarda “sadakat programları” aynı mantıkla ilerler.


        İknanın Psikolojisi – Toplumsal Kanıt


14. Toplumsal Kanıt – Konserve Kahkahalar:


Konserve kahkahaları izleyici için bu kadar çekici kılan ne?

Cevap hem basit hem merak uyandırıcı. Yapılan deneyler önceden hazırlanmış kahkahanın izleyicinin daha uzun süre gülmesini sağladığını ve sunulan malzemenin daha komik olduğunu vurguladığını göstermiştir. 


15. Toplumsal Kanıt İle Korkular Aşılabilir:


Toplumsal kanıt ilkesinin korkuları ortadan kaldırabileceğini ortaya koyan koyan araştırmacılardan biri Albert Bandura.

Bandura yaptığı araştırmada fobisi olan insanların bu aşırı korkulardan kolayca kurtulabileceğini göstermiştir. Köpeklerden korkan bir grup ana okulu öğrencisi, bir çocuğun mutlu şekilde günde 20 dakika köpekle oynamasını seyretmiştir. Sadece 4 gün sonra çocukların %67’si oyun odasına girip herkes gittikten sonra

köpeği severek köpekle yalnız kalmaya ikna olmuşlardı.


16. Toplumsal Kanıt – İntihar Bulaşıcıdır:


Werther etkisi. Werther etkisinin hikayesi hem ürpertici hem de şaşırtıcıdır. İki yüzyıldan daha uzun zaman önce Alman edebiyatının büyük ustası Goethe, Genç Werther’in Acıları adında bir roman yayınladı. Kitap büyük bir etki yarattı ve kitaptan özenip intihar eden kişi sayısını da artırdı. Bu etki o kadar güçlüydü ki bazı Avrupa ülkelerinde roman yasaklanmıştı.


17. Toplumsal Kanıt Ne Zaman Etkilidir?


Toplumsal kanıt en çok iki durumda etkilidir.

a. Belirsizlik: İnsanlar emin olmadıklarında, durum belirsiz olduğunda diğerlerinin davranışlarına bakarak o davranışların doğru olduğunu kabul eder.

b. Benzerlik: İnsanlar kendilerine benzeyen kişilerin hareketlerinden daha fazla etkilenirler.


İknanın Psikolojisi – Sevgi


18. Neden Bazılarını Seviyoruz?


Toplum bilimcilerin topladıkları araştırma sonuçlarına göre insanları sevmemizin bazı nedenleri var.

a. Fiziksel Çekicilik: İyi görünümlü kişilere otomatik olarak yetenek, zarafet, dürüstlük ve zeka gibi özellikler yüklüyoruz.

b. Benzerlik: Bize benzeyen insanları severiz. Benzerlik fikirde, kişisel özelliklerde, geçmişte ya da yaşam tarzında olabilir. Birbirine benzer tarzda kıyafet giyen insanları ilk görüşte kendimize daha yakın hissederiz.

c. İltifat: Birinin bizden hoşlandığı bilgisi karşı hoşlanma ve itaat yaratmak için çok etkili bir araçtır.Sigorta şirketlerinin satış kayıtlarını inceleyen bir araştırmacı, satışçı yaş, din, politika ve sigara alışkanlıklarında kendilerine benziyorsa müşterilerin o kişiden sigorta aldıklarını görmüştür.


19. Kurtarıcıdan Günah Çıkarıcıya:


Kurtarıcı olarak görülen kişiyle günah çıkarıcı olarak görülen kişi arasında çok küçük bir adım vardır. Birine günahlarını söyleyen ve onu bu yükten azat etmesini istediğin kişinin doğal olarak öncelikle seni bu sorundan kurtarabileceğini de düşünmen gerekir. İyi polis ve kötü polis durumunda, iyi polis’in yapmaya çalıştığı şey öncelikle kurtarıcı rolüne bürünmektir.


20. Yemek Tekniği ve Benzer Uygulamaları:


Gregory Razran tarafından 1930’larda yapılan bir araştırmada, deneklerinin yemek yerken insanlar ve yaşadıkları deneyimle ilgili daha olumlu düşündüklerini görmüştür.

Yemek tekniği, itaat profeyonellerinin kendi sevilen özelliklerini fikirlerine ve onlarla yapay olarak bağlı olan kişilerle bağdaştırmak için yemeğin yerine kullanacakları pek çok şey olduğunu fark etmelerine de yakındır.

Bu yüzden radyo programcıları hit bir şarkı çalmadan önce jingle’ların çalmaktadır. Ve yine bu yüzden Tupperware toplantılarında kadınlar bingo oynarlarken kazandıkları zaman ödüllerini almadan önce Bingo yerine Tupperware diye bağırmaktadır.

Ör: Alışkanlıkların Gücü


21. Sporun Tutkusu Nereden Geliyor?


Isaac Asimov ‘un izlediğimiz yarışmalara olan tepkimizi açıklamak için söylediği gibi,” Her şey eşit olduğunda cinsiyetine, kültürüne ve yerelliğine göre desteklersin… Ve kanıtlamak istediğin şey diğer kişiden daha iyi olduğundur. Desteklediğin kişi seni temsil eder ve o kişi kazandığında sen de kazanırsın.”

Taraftarlar bu yüzden zafer getiren kişilere karşı daha sevgi dolu ve daha minnettardır. Taraftar yenilgiden sonra aynı sebepten dolayı oyunculara, antrenörlere ve yetkililere karşı zalim ve yıkıcıdır.


İknanın Psikolojisi – Otorite & Azlık


22. Lüks Arabalara Daha Az Korna Çalınır.


San Francisco bölgesinde yapılan araştırmadaki sonuçlara göre, prestijli otomobil sahipleri diğerlerinden daha fazla itibar görürler. Araştırmacılar sürücülerin yeşil ışıkta önlerinde bekleyen yeni bir lüks otomobile korna çalmadan önce eski otomobile çaldıklarından daha uzun süre beklediklerini gözlemlemişlerdir.

Sürücüler ekonomik araba sürücülerine daha az sabır göstermişlerdir. (Doob ve Gross, 1968)


23. Azlık İlkesi;


Daha az erişilebilir olduğunda fırsatlar daha değerli olur.İnsanlar için bir şeyi kaybetmek aynı değerde bir şeyi kazanmaktan daha fazla motive edicidir.

Azlık ilkesinin motivasyonlarına 5 şekilde ulaşılabilir;

a. Sınırlı Sayılar

b. Zaman Kısıtlaması

c. Kısıtlanma

d. Sansür

e. Ulaşılması zor, daha pahalı ürünler




     
20:11

ARTIK BİLİYORUM

Yazar:


Yıl 1998 idi. Chicago Sun-times'in usta flim eleştirmeni merhum Gene Siskel'la bir canlı yayın röportajında Beloved filmini tanıtıyordum. Her şey yolunda gidiyordu, ta ki sıra konuyu toparlamaya gelene kadar. "Söyle bana" dedi Gene, "artık kesinlikle biliyorum dediğin ne var?"

Tamam, ben de dünkü çocuk değildim. Yıllardır ben başkalarına, Başkaları da bana sürüyle soru sormuştu. Söyleyecek söz bulamadığım pek olmamıştı ama itiraf etmeliyim ki bu adam beni dilsiz bırakmıştı. 

Daha büyük, daha derin, daha karmaşık bir şeylerin peşinde olduğunu çok iyi bildiğim halde, yarı alakalı da olsa bir cevap bulana kadar oyalamaya çalışarak, "Şey, flim hakkında mi?"  Diye geveledim.

"Hayır" dedi. "Ne demek istediğimi biliyorsun. Kendin, hayatın, herhangi bir şey hakkında..."

"Şey, kesinlikle bildiğim... Yani....şu anda kesinlikle bildiğim, bunun hakkında kesinlikle düşünmem gerektiği, Gene" dedim. 

On altı yıl ve epey bir düşünmenin ardından bu soru hayatımın merkezine yerleşti: Sonuçta, gerçekten artık kesinlikle biliyorum dediklerim.


Kesinlikle biliyorum ki her yeni gün, derin bir nefes alıp ayakkabılarınızı fırlatmak ve dışarı çıkıp dans etmek -pişmanlik duymadan- olabildiğince neşe ve dayanabildiginiz kadar kahkaha dolu bir hayat yaşama seçeneği verir. Ya hayat sahnesine çıkıp vals yapma cüretini gösterir, ruhunuzun sizi dürtüp gösterdiği yönde yaşarsınız ya da duvarın dibinde sessizce oturup korkuyla ve kendinizden şüphe ederek gölgelere çekilirsiniz. 

Oturmak ile dans etmek arasında bir seçeneğin olduğunda umarım dans edersin.

Artık şunu kesin olarak biliyorum: Hayalini kurduğunuz hayat ancak böyle bir süreci amaç haline getirirseniz gerçekleşir. 

Hayatta olmanın bütün amacı, olmanız gereken insan olmak, dışınıza ve içinize doğru yeniden ve yeniden büyümektir. 

En büyük heyecan, hayallerinizdeki hayatı yaşamaktır. 

İşte o zaman bir şeyi kesin olarak bildiğimi fark ettim: Sevdiğin şeyi yaparak para kazanırsan aldığın her maaş bir ikramiyedir. Kendinize hayatınızın ikramiyesini verin: Tutkunuzun peşine düşün. Neyi sevdiğinizi keşfedin. Ve onu yapın!

Ralph Waldo Emerson'in dediği gibi, "Huzuru size kendinizden başka hiç kimse veremez." 


Zor zamanlarimda genellikle Stard adlı bir gospel dinlerim. Şarkı sözlerinin yazarı Donnie McClurkin şöyle der:

"Elinden geleni yaptıysan ve yine de yetmiyorsa ne yaparsın? Her şeyini verdiysem ve yine de işe yaramıyorsa ne yaparsın?" Cevap McClurkin'in basit nakaratındadir:

"Sadece dayanırsın."

İşte güç böyle gelir, direnç ile yüzleşip içinden geçerek. Azmeden insanlar şüphe ve korku duymuyor, yorulmuyor değiller. Yoruluyorlar. Yine de en zor anlarımızda atabileceğimizi düşündüğümüzden sadece bir adım daha fazla atarsak, her insanda bulunan o inanılmaz azimden yararlanırSak hayatın sunduğu en büyük derslerin bazılarını öğrenebiliriz.

Mücadele, sıkıntı, direniş ve çoğunlukla acı olmadan güç Kazanilmadığını artık biliyorum. 

İyi öğrendiğim en büyük derslerden biri, başarı mücadelesinde Kara bir delik gibi görünen bazı durumların aslında size yeni bir yolu işaret eden Evren olduğudur. Her şey bir mucize, bir lütuf, bir fırsat olabilir. Yeter ki, siz öyle görmeyi bilin.

Kitapta altını çizdiğim bir çok yazı var. Okumanızı tavsiye ederim. Instagram'da beni takip etmek isterseniz linki tıklayabilirsiniz.

Alev_krc



08:41

ZENGİN BABA YOKSUL BABA

Yazar:

 Toplumun onaylanmaması korkusu Sıçan Yarışından ayrılmamızı ve zenginleşmemizi engelliyor.



 Çoğumuz sıçan yarışı ifadesinin ne anlama geldiğini bilmiyoruz, peki bunu nasıl tanımlarız? 

Tanım olarak; “Kendin dışında herkes için sonsuz çalışma rutinidir”. Bu, tüm işi yaptığınız anlamına gelirken, diğerleri- hükümet, fatura tahsildarları ve Patronlarınız- ödülün çoğunu alır.


Genellikle fare yarışı hakkında hepimizin bir parçası olduğu şey olarak konuşuruz. Aynı zamanda bundan nefret ettiğimiz bir şey olarak da konuşuyoruz. Peki neden yarışmaya devam ediyoruz?


 Çünkü çoğu insanın hayatına toplumun onaylamama korkusu hakimdir. 

Örneğin, “Okula git, sıkı çalış, iyi bir iş bul” sürekli bunu düşün. Ailemizin geçmiş fikirleri üzerine kurulmuş eski bir tavsiye olmasına rağmen, bu düşünceyi hala öğretiyoruz. 

O zamanlar, muhtemelen üniversiteden bir iş çıkarmış, aynı şirkette onlarca yıl çalışmış ve rahat bir emekli maaşıyla emekli olmuştunuz. 

Bugün, bu artık mali mücadelelerden veya yoksulluktan uzak bir yaşam için garantili bir tarif değil. Gerçek şu ki, sıkı bir şekilde çalışabilir, iyi bir okula girebilir ve finansal büyüme görmeden yüksek ücretli bir işten mezun olabilirsiniz, çünkü hala “sıçan yarışında” sıkışıp kalıyorsunuz.


 Patronlarınız -Sizden değil-tüm sıkı çalışmanızdan zenginleşiyor. Bununla birlikte, doğduğumuzdan beri bize talim haline getirilmiş beklentileri ihlal etme korkusuyla yukarıdaki düşünceye hala inanıyoruz ve takip ediyoruz. 

Sonuç? 

Yoksulluktan kaçınıyor olabiliriz, ama kesinlikle daha da zenginleşmiyoruz. 

Korku ve açgözlülük, finansal açıdan cahil insanları mantıksız kararlar almaya itebilir. 

Para söz konusu olduğunda, herkes- zengin ya da değil - iki temel duygu yaşar: açgözlülük ve korku.

 Paranız varsa, satın alabileceği tüm yeni şeylere odaklanabilirsiniz (açgözlülük). Eğer sahip değilseniz, asla yeterli (korku) olmayacağından endişeleniyorsunuz. 

Mali durumlarını nasıl yönetecekleri konusunda bilgisiz insanlar, bu duyguların karar verme süreçlerini yönlendirmelerine izin vermeye eğilimlidirler.


Örneğin, az önce bir promosyon ve büyük bir ücret artışı aldığınızı varsayalım. 

Ekstra parayı, zaman içinde para kazanacak olan hisse senetleri veya tahviller gibi bir şeye yatırım yapabilir veya kendinizi bir araba veya ev gibi yeni satın alımlarla tatmin edebilirsiniz.

 Eğer mali açıdan cahil bir insansanız, duyguların direksiyona geçtiği yer burasıdır. Para kaybetme korkusu o kadar güçlü ki, algılanan riskler nedeniyle hisse senetlerine veya diğer varlıklara yatırım yapmanızı engelliyor, ancak bu tür yatırımlar uzun vadede servet getirecektir. 

Aynı zamanda, hırs, artan maaşınızı daha iyi bir yaşam tarzına, örneğin bir şirkette hisse satın almaktan çok daha gerçek ve daha güvenli bir seçenek gibi daha büyük bir ev satın alarak harcamanıza ilham verir. 

Bununla birlikte, bu yükseltme aynı zamanda daha büyük bir ipotek ve daha yüksek faturalar anlamına gelir ve bu da zammınızı etkili bir şekilde reddeder. 


Korku ve açgözlülük, finansal açıdan bilgisizliğin uzun vadede zenginleşmesini nasıl engeller.

 Peki bu güçlü duygulara nasıl karşı koyabilirsiniz? 

Yatırım, risk ve borç gibi şeyler hakkında finansal bilgilerinizi geliştirerek.

 Bu, sizi hırs ve korku karşısında bile rasyonel kararlar vermeniz için daha iyi bir konuma getirecektir.

 Hem kişisel hem de toplumsal refah için yaşamsal olmasına rağmen, finansal istihbarat konusunda eğitim almıyoruz. Çoğu insan zengin olmak için yetenekli ve yetenekli olmak için de yeterli olduğunu düşünüyor. Ama aslında, dünya bu insanlarla doludur ve çoğu fakirdir. 

Eksik oldukları şey, muhasebe, yatırım ve benzeri finansal konular için kapsamlı bir yetenek olan finansal istihbarattır (mali soruşturma). 


Ne yazık ki, bu istihbarat olmadan yetiştirildik. Okul sistemlerimiz, insanları çeşitli yararlı konularda eğitmek için kuruldu, ancak finansal istihbarat bunlardan biri değil. 

Çocuklar tasarruf veya yatırım gibi konular hakkında eğitilmezler ve sonuç olarak bileşik faiz gibi konular hakkında ipucu dahi veremezler – bu durum, bugün lise öğrencilerinin bile kredi kartlarını en üst düzeye çıkardıkları gerçeği ile açıkça fark ediliyor. 

Finansal istihbarat (mali soruşturma) konusundaki bu eğitim eksikliği yalnızca bugünün gençleri için değil, aynı zamanda paralarıyla zayıf kararlar veren yüksek eğitimli yetişkinler için de bir sorundur. 


Örneğin, politikacılar genellikle toplumdaki en parlak, en iyi eğitimli insanlar olarak kabul edilir, ancak ülkelerin ulusal borçların sendelemesinin bir nedeni var:

 İktidarda bulunan politikacıların çoğunun finansal zekası çok az veya hiç yok. 

Sıradan insanlar da emeklilik planlamasındaki eksikliklerin kanıtladığı gibi, para meselelerini ele alma konusunda şaşırtıcı derecede kötü olabilirler. 


Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri'nde işgücünün yüzde 50'si emekli değildir ve geri kalanının yaklaşık yüzde 75 ila 80'inin emekli maaşı bulunmamaktadır. 

Açıkçası, toplum bizi finansal bilgi açısından yetersiz bırakmıştır ve bu yüzden kendisini eğitmek bireye bağlıdır. Kendimizi büyük ekonomik değişim zamanlarında servet ararken bulduğumuzda, bağımsız olarak iyi bir finansal eğitim almak daha da gerekli hale gelir. 

Finansal kendi kendine eğitim ve mali durumunuzun gerçekçi bir değerlendirmesi, zenginleşmenin yapı taşlarıdır.


Kişisel servet yolculuğuna hayatınızın herhangi bir noktasında başlayabilirsiniz, ancak ne kadar erken başlarsanız o kadar sizin için iyi olur. - 20 yaşından başlarsanız, 30 yaşından başlamaktan çok daha zengin olursunuz. 

Yaştan bağımsız olarak, başlamak için en iyi yol, mali durumunuzu değerlendirmek, kendinize hedefler koymak ve daha sonra onlara ulaşmak için gerekli eğitimi elde etmektir. 

İlk olarak, mevcut finansal durumunuza dürüst bir şekilde bakın. 

Mevcut işinizle, şimdi ve gelecekte gerçekçi bir şekilde ne tür bir gelir bekleyebilirsiniz ve sürdürülebilir bir şekilde ne tür harcamalar yapabilirsiniz?


 Örneğin, ağzınızın suyunu akıtan yeni bir Mercedes'in henüz sizin için uygun olmadığını görebilirsiniz. 

Bundan sonra, gerçekçi finansal hedefler belirleyebilirsiniz. 


Örneğin, Mercedes'in beş yıl içinde elinizin altında olmasını istediğinizi söyleyebilirsiniz. 

Bir sonraki adım finansal istihbaratınızı (mali soruşturma) oluşturmaya başlamaktır. Bunu kullanabileceğiniz en büyük varlığa yapılan bir yatırım olarak düşünün: zihniniz. 

Bunu herhangi bir şekilde yapabilirsiniz, ancak iyi bir yaklaşım biçimi olarak bakış açınızı değiştirmek olacaktır: 

kazandığınızla değil, öğrendiklerinizle çalışın. 


Örneğin, reddedilmekten korkuyorsanız, bir ağ pazarlama şirketinde çalışmak için kısa bir dönem deneyin.

 İnanılmaz bir maaş alamasanız da gelecekte çok yararlı olacak çok fazla satış becerisi ve özgüven kazanacaksınız. 

Boş zamanlarınızda finans eğitiminizi de geliştirebilirsiniz. 

Finans derslerine ve seminerlere kaydolun, konuyla ilgili kitapları okuyun ve uzmanlarla iletişim kurmaya çalışın. 

Finansal vakfınızı bu yapı taşlarına dayandırırsanız, bir gün zengin olma şansınız yüksektir.


Zengin olmak için risk almayı öğrenmelisin.

 Delilik aynı şeyi tekrar tekrar yapmak ve farklı sonuçlar beklemek olarak tanımlanır.

 Bu mantıkla, mevcut finansal durumunuzu değiştirmek istiyorsanız, mali durumunuzu farklı şekilde ele almaya başlamanız gerekir. 

Yapmanız gereken en büyük değişiklik risk almayı öğrenmek. 

Finansal olarak başarılı olan tüm insanlar bulundukları yere ulaşmak için risk almışlardır ve başarılıdırlar. 

Çünkü bu risklerden korkmak yerine onları yönetirler. 

Risk almak, ki bankadaki hesabınıza para yatırırken yaptığınız şeydir, paranızla her zaman dengede ve güvende olmak manasına gelmez.


 Güvenli oynamak yerine, paranızı hisse senetlerine veya tahvillere yatırmayı deneyin.

 Bunların tipik banka hesaplarından daha riskli olduğu düşünülse de, çok kısa sürede çok (çok daha fazla) - bazen (hisse senetleri gibi) zenginlik yaratma şansı vardır. 

Ya da kendinizi borsaya teslim etmek istemiyorsanız, uzun vadede servetinizi büyütmeye yardımcı olacak çeşitli gayrimenkul yatırımları vardır, 

örneğin gayrimenkul veya vergi kredisi sertifikaları. 

Vergi haciz belgelerinde faiz oranları yüzde 8 ile 30 arasında değişmektedir. 

 Böylece, daha büyük bir gelir elde etmeye başlamak için bu büyük şansı almanın ve sundukları daha büyük riskleri ele almanın gerekli olduğunu görüyorsunuz. 

Servete giden yol uzun, bu yüzden kendinizi motive etmelisiniz.


Servete yolculuk uzun ve yorucudur. 

Aniden düşmeye yatırım yaptığınız bir hisse senedinin fiyatını görmek gibi bir engelle karşılaştığınızda cesaretinizi kaybetmek kolaydır. 

Finansal hedeflerinize ulaşmak için, aksilikler karşısında bile motive olmanın yollarını bulmanız gerekir. 

Motivasyonu artırmanın bir yolu, kişisel referansınız için bir “istiyorum” ve “istemiyorum” listesi oluşturmaktır.


 Örneğin: "Annemle babam gibi olmak istemiyorum" ve "Üç yıl içinde borçlarımdan kurtulmak istiyorum." 


Zenginlik yolculuğunuza neden devam etmeniz gerektiğini hatırlatmanız gerektiğinde bu listeleri çıkarın. 


Motive olmanın bir başka iyi yolu, faturalarınızı ödemeden önce kendinize para harcamaktır. 

Biraz mantıksız olmasına rağmen, bu şekilde her iki hedefinizi de karşılamak için her ay ne kadar ekstra paraya ihtiyacınız olduğunu göreceksiniz:

 gözünüzde büyüttüğünüz vintage gitarı satın almak ve fatura tahsilatçılarınızın taleplerini karşılamak gibi arzuları yerine getirebilirsiniz. 

Bu, birçok kredi kartı borcunu tahsil etmeniz gerektiği anlamına gelmez, ancak önce kendinize “ödeme” yapmaya devam edin; daha sonra faturalarınızı ödemenin ekstra baskısı, her ikisini de tatmin edecek kadar para kazanmak için yaratıcı yollar bulmanız için size ilham verecektir. 


Bu yöntem aynı zamanda finansal olarak başarılı olan herkesin temel özelliği olan finansal öz disiplininizi de keskinleştirecek ve geliştirecektir. 

Dışarıdan ilham almak için Warren Buffett veya Donald Trump gibi varlıklı insanların yaşam öykülerini araştırın. Zafer elde etme mücadelelerini nasıl aştıkları hakkında okumak, sizi hırslı tutmanıza yardımcı olacaktır.


Bu ipuçlarını uygulamaya koyun ve servete giden yolda motive olmanın o kadar da zor olmadığını anlayacaksınız.

 Tembellik ve kibir finansal açıdan bilgili insanları bile yoksulluğa sürükleyebilir.

 Finansal zekanızı güçlendirdikten sonra bile, kişilik tuzakları sizi ve paranızı hala tehdit edebilir. 

Tembellik ve kibir bu tür iki tuzaktır, çünkü onlar size karşı belirgin olmayan yollarla çalışabilirler. 

Tembellikleri genellikle etrafta eğilmek ve hiçbir şey yapmamak olarak düşünüyoruz, ama aslında tembellik mutlaka hareketsizlik anlamına gelmiyor; ayrıca yapılması gereken şeylerden de kaçınılabilir. 


Örneğin, haftada 60 saatten fazla çalışan bir iş adamı düşünün. Dışardan bir göze göre hiç tembel değil. Ancak, bu tür gece geç saatlerde çalışarak ailesini yabancılaştırdı. Zaten evde sorun belirtileri gördü, ancak onlara hitap etmek yerine kendini işe gömdü. Kısacası tembelleşiyor: yapması gerekenden kaçınıyor ve muhtemelen pahalı bir boşanma şeklinde sonuçlara maruz kalacak. 

Benzer şekilde, kibir yıkıcı bir zayıflık olabilir. 

Her zamanki tanımın aksine, finansal yıkım söz konusu olduğunda “cehalet artı ego” olarak tanımlanabilir; zayıf finansal bilgi ve bunu kabul etmekten gurur duyan bir ego kombinasyonu. 

Kibir, yatırım yaparken özellikle tehlikeli bir kusurdur. 

Örneğin, bazı hisse senedi brokerleri size daha fazla hisse satmak ve kendi komisyonlarını en üst düzeye çıkarmak için kibirli tarafınızı beslemeye çalışacaktır. 

Dürüst olmayan kullanılmış araba satıcıları gibidirler; olumsuzlukları hakkında sizi cahil tutarken, bir yatırımın pozitifliği ile egonuzu artırırlar. 

Finansal bir dahi olsanız bile, bu kişilik tuzaklarını kontrol altında tutun. Bu şekilde, finansal yıkımdan kaçınma olasılığınız daha yüksektir.


Sadece cebinize para koyan varlıklara yatırım yapın ve paranızı borçlandırmaktan kaçının.

 Güçlü yatırım kararları verdiğinizden emin olmak için varlık ve borç arasındaki farkı bilmek gereklidir. 

Oldukça basit bir şekilde, varlık size para kazandıran bir şeyken, borç ise sizde bir yükümlülüğe mal olur. 

Açıkçası, çoğunlukla varlıklara yatırım yaparsanız zenginleşmeniz daha olasıdır. 

Varlıklar arasında işletmeler, hisse senetleri, tahviller, yatırım fonları, gelir getirici gayrimenkul, borç senetleri, fikri mülkiyetlerden elde edilen gayri maddi haklar ve gelir üreten, zaman içinde değer kazanan ve kolayca satılabilen diğer her şey yer alır. 


Varlıklara yatırım yaptığınızda, dolarlarınız sizin için gelir yaratmak için uğraşan çalışanlar haline gelir. 

Ne kadar çok “çalışan” taahhüt ederseniz o kadar iyidir. 

Amaç, gelirinizi olabildiğince giderlerin üzerine çıkarmak ve sonra fazla geliri varlıklarınıza yeniden yatırmak, sizin için çalışmak için daha fazla dolar kullanmaktır. 

Ne yazık ki, birçok yatırımcı sürekli olarak varlıklar için belirli yükümlülükleri karıştırmaktadır.

 Örneğin, bir ev genellikle bir varlık olarak kabul edilir, ancak aslında sahip olabileceğiniz en büyük yükümlülüklerden biridir.

 Bir ev satın almak, genellikle 30 yıllık ipotek ve emlak vergileri ödemek için tüm hayatınızı sürdürmek anlamına gelir. 

Bu size karşı iki şekilde çalışır: 

İlk olarak, önümüzdeki 360 ay boyunca her ay gelirinizden (büyük bir yükümlülük belirtisi işareti) büyük bir masraf almanız garanti edilir. 

İkincisi, bu 360 ödeme, kiracılara kiraladığınız hisse senetleri veya gayrimenkul gibi potansiyel olarak daha kazançlı varlıklara yatırılmış olabilir.

 Varlık ve borç arasındaki farkı bildiğinizden emin olmak, paranıza neyin yatırılacağını ve nelerden kaçınacağınızı sağlıklı bir şekilde değerlendirebileceğiniz anlamına gelir.


Mesleğiniz faturaları öder, ancak işiniz sizi zenginleştirecektir.

 Çoğu insan mesleklerini ve işlerini bir ve aynı şey olarak görür. 

Bununla birlikte, kişisel finans söz konusu olduğunda, bir fark var:

 Mesleğiniz, faturaları ödemek, yiyecek satın almak ve diğer yaşam maliyetlerini karşılamak için haftada 40 saat yaptığınız şeydir. Genellikle, size “restoran sahibi” veya “satıcı” gibi belirli bir unvan verir. 

Öte yandan işiniz, varlıklarınızı büyütmek için zaman ve para yatırdığınız şeydir. 

Bir meslek sadece masraflarınızı karşıladığından, bunun tek başına sizi zenginleştirmesi olası değildir. 

Servet elde etmek için, mesleğinizde çalışırken bir iş kurmalısınız.

 Örneğin, mutfak sanatları okuluna giden ve ticaretin tüm püf noktalarını bilen bir şefi ele alalım. 

Mesleği - yemek pişirme - kira ödemek ve ailesini beslemek için yeterli para sağlamasına rağmen, hala zenginleşmiyor. 

Alternatif olarak, her ayın kalan gelirini hisse senedi alım satımına yatırım yapan bir araba satıcısını düşünün. 

Her iki durumda da meslekler aylık olarak hayatta kalabilmek için yeterli gelir sağlamıştır.

 Bununla birlikte, ekstra gelirlerini işlerine sokarak, bu insanlar varlıklarını da büyütüyor ve servete doğru adımlar atıyorlar. 

Mesleğiniz genellikle işinizi başlangıçta finanse eder; bu nedenle, işiniz sürdürülebilir büyüme göstermeye başlayana kadar günlük işinizi sürdürmek akıllıca olacaktır. 

Bu olmaya başladığında, varlıklarınız - mesleğiniz değil - ana gelir kaynağınız haline gelir. Ve bu, gerçek finansal bağımsızlığın işaretidir.


Vergilerinizi en aza indirmenize yardımcı olacak vergi kodunu öğrenin. 

Herkes vergilerin kişisel servetten düştüğünü bilir, ancak çoğu insan ödediği vergileri nasıl en aza indirebileceklerini öğrenmekle uğraşmaz. 

Bunun yasal olarak elde edilmesinin birçok yolu vardır. 

Vergilendirmeyi azaltmanın bir yolu, bir kurumun kapsamı üzerinden paranızı yatırmaktır. 

Kendi şirketiniz aracılığıyla yatırım yaparsanız, kazandığınız para kendi adınıza yatırım yaptığınızdan çok daha yumuşak bir şekilde vergilendirilir. 

Amerika Birleşik Devletleri'nde şirketler başka faydalar da sağlar. 

Örneğin, borçlar ve yükümlülükler, ters giden yatırımlarda sınırlı zarara karşı sigortalanan, şirket sahibinin adına değil şirketin adına konur. 

Bir çalışan olduğunuzda, kazanırsınız, vergilendirilirsiniz ve sonra geriye kalanlarda yaşamaya çalışırsınız. 

Bir şirket tarafından korunduğunuzda, kazanabileceğiniz, yatırım yapabileceğiniz veya harcayabildiğiniz kadar harcama yaparsınız ve sonra kalanlara vergilendirilirsiniz. 

O halde, şirketlerin insanların çok hızlı bir şekilde zenginleşmelerine yardımcı olması şaşırtıcı değildir. 

Vergilerinizi de en aza indirmenin başka yolları da vardır; 

bu sadece vergi sisteminin birçok boşluk ve yararları konusunda kendinizi eğitmektir.

Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri vergi sisteminin İç Gelir Kanunu'nun 1031 Bölümünden dolayı, mevcut gayrimenkul varlıklarınızı daha pahalı olanları satın almak için satıyorsanız, hükümet mülkü tasfiye edene kadar yeni gayrimenkulünüzün vergilendirilmesini geciktirir. 

Bu, sermaye kazancınızın arttığı anlamına gelirken, hükümet sizden daha sonraya kadar herhangi bir şey almaktan kaçınır.