HAYIR CEVABINI HEDEFLE


Bu kitap, herhangi bir konuda reddedilmekten korkan herkes için iyi bir rehberdir.


Sorunum oldukça basitti: Bu, başarısızlıktan ve reddedilmekten korkmamdı.

Ben burada olduğumu sanıyordum. Yani ben tam ortadaydım, başarı ve başarısızlık da bana eşit mesafede ve her biri, farklı bir tafaımdaydı.

Başarı.........Ben.........Başarısızlık

Ben kendimi tam ortada hayal ediyordum ve yapmam gereken tek şeyin, bütün gücümle başarıya doğru gitmek üzere çabalamak olduğunu sanıyordum. Fakat o gün Horald, benim gözlerimi açtı. Böylece sağlıklı bir modelin ne olduğunu anladım.

Ben...........Başarısızlık..........Başarı

Başarı, aslında başarısızlıktan sonra geliyordu; Başka bir değişle, başarıya giden yolun tam ortasında deneyimlenmesi gereken 'sözde bir başarısızlık'' duruyordu.

Çoğu insanlar 'başarısızlık' tabelasını gördükleri zaman, yanlış yöne doğru gittiklerini düşünüp, hemen geriye dönerler. Başarının, onları aksi yönde beklediğini sanırlar. Halbuki, başarı 'başarısızlık' tabelasını geçince karşımıza çıkar.

Bir yerde, büyük liderlerin 'başarısız' kullanmadıklarını, onun yerine 'yanlış' , 'kusur' veya 'aksilik' gibi kelimeleri kullandıklarını okumuştum. 'Başarısızlık' kelimesinin yerine sevimli kelimeler kullanmadığınız zaman, 'biz elimizden gelenin yaptık, ama son anda bir aksilik işimizi bozdu'' gibi bir anlam ortaya çıkıyor. 

Başaramamak bu kadar kötü bir şey mi? 'Başaramadım' derseniz ne olur? Bir daha kalkıp-yürüyemeyeceğinizden mi korkuyorsunuz? Gezegenimizdeki herkes, başarısızlıktan koruyor ve ne olursa-olsun ondan uzak durmaları gerektiğini düşünüyorlar.

Ölüm anlamına gelmiyor ve 'başarısız oldum' demek de bir felaket değil. Bir kelimeye karşı duyarsızlaşmanın yolu, onu çokça kullanmaktan; kendini bir eyleme karşı duyarsızlaştırmanın yolu da, o eylemi çokça gerçekleştirmekten geçer.

Çocukluğumuzu düşünelim. Bize 'hayır' denildiği zaman duruyor muyduk? Hayır! Cumartesi sabahları, marketlerde çocukların anne-babalarının 'hayır' cevaplarını ısrarla gözardı ettiklerini gözlemleyebilirsin. Eğer 'hayır' cevabı almak bir başarısızlıksa, bütün çocuklar başarısız sayılabilir.

Eğer yeterince zorlarsan, sıkı bir şekilde devam edersenve vazgeçmezsen, aldığın 'hayır' cevaplarının arkasında bir çikolatanın, yani 'evet' cevabının olduğunu görürsün.

Aynen öyle! Benim söylemek istediğim şey, yetişkin kişilerin, istediklerini elde etmeye çalışan şımarık çocuklar gibi davranmaları gerektiği değil elbette. Bununla birlikte buradan alınması gereken önemli bir ders var; Çocukken bizde doğal bir şekilde varolan azim duygumuzu, büyüdükçe kaybediyoruz. Çocukların yaptığı şey, aldığı 'hayır' cevaplarını kişisel algılamamaktı. Fakat biz yetişkinler bu türden cevapları hemen kişiselleştiririz ve vazgeçeriz. 

Başarılı kişileri diğer insanlardan ayıran bir takım özellikler var. Bu özelliklerin en başında, bu insanların başarısız olmayı göze almaları ve hatta başarısız olmaya gönüllü olmaları geliyordu. Yapılan araştırmalara göre, ülke nüfusunun sadece yüzde beşi başka birilerine muhtaç olmadan emekli olabiliyorlar; yüzde otuzsekizi, emekli olmadan vefat ediyorlar; yüzde altısı ise, emekli olduktan sonra da çalışmayı sürdürüyorlar. Nüfusun geri kalan yüzde elliüçlük bölümü ise arkadaşlarına, akrabalarına, hükümete veya hayır kurumlarına muhtaç bir şekilde yaşıyorlar.

Peki, bu yüzde beşlik kısmındakiler kimlermiş biliyor musun?
Hayatları boyunca en çok 'hayır' cevabını almış, daha doğrusu başarısız olmuş kişiler.

Senden şunu tekrar etmeni istiyorum. 

''BAŞARISIZLIK, YAŞAMAYI SEVİYORUM.'

Başarısız olmayı sevmiyorsun, çünkü başarısız olmanın seni başarısızlığa götüreceğini düşünüyorsun. Başarısızlık yaşamakla, nihai anlamda başarısız birisi olmak farklı şeylerdir. Başarısız kişiler, başarısızlık yaşamaktan korkarlar. Ama başarılı kişiler, başarısılık yaşamayı göze alırlar. Temel özellik, başarıya ulaşmak için daha çok başarısızlık yaşamayı göze almaktır. Eğer başarısız olmamak veya, başarısız görünmemek adına harekete geçmezsen, hayatının sonunda 'başarısız' kavramının canlı bir örneği olursun.

Eğer korkularının sana engel olmasına izin verirsen, bu başarı hiç bir zaman olmayacak.

Her gün, korktuğun en az bir şeyi yap!

Korkuya odaklanmayı bırak da, konuya olumlu bir açıdan bak.
Bu sayede kendini zorluyorsun, seni rehavete sürükleyen ve adım atmanı engelleyen rahatlık bölgesini genişletiyorsun. Rahatlık bölgesinin genişleyen veya daralan bir yapısı vardır. Bunu genişletmek de senin elinde. Şimdi ne kadar cesur olduğunu düşün.

Cesaret; insanın içinde korku olmaması değildir, 'insanın korkuyla yüzleşmesi' anlamına gelir. Cesaret, 'insanın bir şeyden korkmasına rağmen, onu yapması' demektir.

Hedeflerinize ulaştığınız zaman, hiç kimse sizin başarısılıklarınızı değil, herkes başarılarınızı hatırlar. Aynı şey, senin içinde geçerli. Sen de başarılarını hatırlayacaksın!

Ne kadar ömrümüzün kaldığından emin olamam, ama şundan eminim: 
Bu süreçte hedeflerimiz her ne olursa olsunlar, onlara ulaşmamızın yolu, sürekli olarak riske girmek, fırsatları değerlendirmek ve cesurca davranmaktan geçiyor.

En çok 'Hayır' cevabını alan kişi ünvanını elde eden birisini, başarıya ulaşmaktan hiç kimsenin alıkoyamıyacağını çok iyi biliyordum. 



  

8 yorum:

  1. Çok güzel özetlemişsiniz. Ara sıra okumak lazım bu yazıyı, kaleminize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitabın enerjisi de çok farklı geldi bana, kitapta tekrar tekrar okunmalı harika yazılmış

      Sil
  2. Motive edici çok güzel bir yazı olmuş, reddedilmekten korkan biri olarak etkilenmemek elde değil. Elinize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende reddedilmekten korkan biriyim bana bir hocam önerdi o yüzden çok da iyi geldi bana :)

      Sil
  3. güzel bir paylaşım , teşekkürler...

    YanıtlaSil
  4. Çok beğendim emeğine sağlık :)

    YanıtlaSil
  5. Çok güzel bir rehber yazı olmuş.. Teşekkürler..

    YanıtlaSil
  6. Öncelikle merhabalar,

    “Hayır” diyebilmek ve “sınırlarımızı koruyabilmek” şu dünyada yaşamımızı kolaylaştıran ve verimliliğimizi artıran iki önemli beceri. Ancak bu durum bazen zorlaşabiliyor ve bizi hiç de istemediğimiz sonuçlara götürebiliyor. Hem günlük hayatta hem de sosyal medyada etki altında bırakılıyoruz. Elalem ne der diye düşünebiliyor, başkaları üzülmesin diye kendimizi üzüyor, kendimizden taviz veriyoruz. Aman ağzımızın tadı bozulmasın, darılmaca gücenmece olmasın diyerek aslında kişiliğimizi zedeleyen pek çok duruma göz yumabiliyoruz. Bu da beraberinde ruhsal yorgunluğu getiriyor. Bu konuyla ilgili Reşat Nuri Güntekin’in şu sözünü çok severim:

    ''Biz, hayır demeyi, işim var demeyi, olmaz demeyi beceremeyen insanlarız. Yorgunluğumuz bitmez bizim.''

    ‘’Hayır’’ diyebilmek üzerine naçizane notlarımı okumanız için ben de sizinle paylaşmak isterim: http://www.ebrubektasoglu.com/yazi/hayir-diyebilmek/

    Sevgilerimle,
    sağlıkla kalın.

    YanıtlaSil